İsveç’in gözünden Atatürk ve direniş

Posted by

 

SAFA TEKELİ – Yunanların 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmeleri, Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Millî Mücadele’yi başlatmasına ilişkin İsveç diplomatik yazışmalarına ilişkin bilgi, İsveçli diplomat ve Türkolog Gunnar Jarring (1907-2002) tarafından, Atatürk’ün ölümünün 50’nci yılı dolayısıyla yapılan çalışmada yer alıyor.

Türk basınında ilk kez yayınlanan bu diplomatik yazışmaların ele alındığı değerlendirmesinde Jarring, İsveç’in İstanbul Sefareti’nin (elçilik) Stokholm’daki dışişleri bakanlığına 1 Temmuz 1919’da gönderilen raporda, Mustafa Kemal Paşa’nın adının ilk kez geçtiğini belirtiyor. Bu raporda; “İzmir’in Yunanlar tarafından işgali ve İttifak kuvvetlerinin yetki almadan işgali keyfi bir şekilde yayma teşebbüslerinin aktif Türk direnişi ile karşılaştığı bildiriliyordu. Direnişi koordine etmek için Anadolu’da Türk subaylarının önderliğinde çeşitli gruplar kurulmuştu. Mustafa Kemal Paşa’nın terhis edilmeyen yegâne güç olan birliklerini Doğu Anadolu’nun geniş alanlarına yaydığı bildiriliyordu. Ayrıca, tamamen kendi inisiyatifi ile hareket ettiği ve İstanbul Hükümetinin emirlerini dinlemediği söyleniyordu.”

Durumun bu şekilde anlatılmasının tamamen doğru olduğu anlaşılmıştı: “Samsun’a doğru yola çıkarken Mustafa Kemal Paşa’nın Sultan Hükümetinin askerin terhis edilmesi konusundaki emirlerini dinlemeye hiç niyeti yoktu. Gerçekte niyeti direnişe geçmekti.”

Türkiye’nin yeniden doğuşu

İstanbul’daki Sefaret, 14 Ağustos 1919’da “Anadolu’daki ayaklanmanın giderek güçlendiğini ve yayıldığını bildiriyordu. Ayaklanmaya önderlik eden Mustafa Kemal Paşa ve eski Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey’di. Millî hareketin merkezi Erzurum’daydı. İstanbul Hükümeti, bu iki liderin tutuklanması için emir çıkarmış fakat bu gerçekleşememişti. Sefaret, başkentte (İstanbul) direnişin büyüme hızı hakkında inanılmaz söylentiler dolaştığını rapor ediyordu. Bu söylentilere göre, Erzurum’da bir millî kongre toplanmış ve sultanı tahttan indirmişti. Sefaretin değerlendirmesine göre, İstanbul Hükümeti, dış yardım olmadan İç Anadolu’daki anarşik durumu durduracak güçte değildi. Millî hareketi destekleyenlerin başkentte de bulunduğu, fakat bu desteğin o sırada açıkça belirtilmediği kuşkusuzdu. İttifak Devletleri açısından çok ciddi bir durum gelişiyordu. İç düzenin kurulması için dış müdahalenin tek yol olduğu gösterilirse durum daha da ciddileşecekti.”

Gunnar Jarring’e göre, Türkiye’nin siyasi olarak yeniden doğuşu ve Mustafa Kemal Paşa’nın ülkesini kurtarmak için yaptığı büyük katkı, 1919 yılının son ve 1920 yılının ilk yarısında İsveç diplomatik yazışmalarında “bütünüyle” ele alınmıştı. Yazışmalardaki analizler, İsveç gibi küçük ve uzak bir ülkenin ilgisini çekeceğinden daha geniş, ayrıntılı ve orijinaldi. Bunun nedeni; İsveç resmî makamlarının, Türkiye’deki gelişmeleri ve siyasi durumu, “Ruslara karşı bir denge unsuru olma açısından” 16’ncı yüzyıldan beri izlemesiydi.

Bu tutumun izleri, İsveç’in Birinci Dünya Savaşı’na kadarki siyasi düşüncesinde görülüyordu.

DEVAMI YARIN

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.